rahatsız mı oldunuz?..

Belki de olmayan bişeye inandınız mı hiç?..

Kendi hayal gücünüzün ışıltısına kapılıp, yarattığınızın varlığını sorgulamadan teslim oldunuz mu?

Sosyal ortamlarda artık epey büyümüşken, kendinizle kaldığınızda nasıl bu kadar çocukça hayaller kurabildiğinize şaşırdınız mı? Aslında hayal kurabilmenin büyük meziyet olduğunu farkettiniz mi?

Tek bir söze, ifadeye kapıldığınız oldu mu? Zeka sizi her zaman etkiledi mi?

Kendinizi aptal gibi hissetiniz mi; umduklarınız için?..


Ne oldu? Rahatsız mı oldunuz? Çok mu soru sordum?

Soru işaretleri birikmişti de..Zamanı geçmeden kullanıyım dedim; ziyan olmasın..

İnsan çoğu zaman gerçekleri görmekten rahatsızlık duyar..Ona gerçeği tüm çıplaklığıyla göstermek, kendisine/hayatına ayna tutmak zulüm etmekle eş değerdir..


50'li yıllarda Fransız gerçeküstücülüğünü temel alarak, Paris'te doğan bir tiyatro akımı var;

absürd (saçma) tiyatro

Absürd felsefesi; varoluşun saçmalığı duygusundan kaynaklanır.
Var olma yanlışlığının bilinci bu durumda bütünlük bilincinin yerini alır, her türlü son kaybolur, iletişime dayanmayan, amaçtan yoksun söz kendini tüketir, çözülür.

'Amaç yoksunu' şeklinde tanımlanabilir.

Absürd tiyatro; kainatın ve insanın durumunun anlamsızlığını göstermeye çalışır. İdealler ve yaşamın amacı yokolmuştur. İnsan saflığını yitirmiştir..

Sahnede, kendi etrafında dönüp duruyormuş gibi görünen konuşmalar yapılır. Kelimeler artık nesnelere karşılık değildir; bunlar hiçlikten gelir ve boşlukta kaybolur. İmkansız hale gelen iletişim, orada bulunan insanlar arasındaki tüm ilişkiyi yıkar, konuşulur, ama insanlar konuşmazlar.
*Marie Anne Barberis Grasser*

Absürd Tiyatronun iletisi asla çaresizlik izleri taşımaz. Varoluşun gizemlerini çözmek hiç de kolay olmadığı, insan anlamsız bir dünyada bir başına olduğu için, Absürd Tiyatro, insanlığın içinde bulunduğu durumu olduğu gibi kabullenme, soylu ve ağırbaşlı bir tavırla katlanma yolunda bir meydan okuyuş, bir başkaldırıdır. Kolay çözümleri ve rahatlatıcı düşleri fırlatıp atmak belki acı verir ama arkasında bir özgürlük ve huzur duygusu bırakır...
*Oğuz Atay*



Absurd Tiyatro izleyicileri genellikle sahnede kendilerine gösterilen yaşamları hayretle izlediler, iğrenerek, tiksinerek, yuhalayarak..
Oysaki sahnelenen kendi yaşamlarıydı..Sıkıntıları, yılgınlıkları, pislikleriyle kendi yaşamları..
Çünkü absürd tiyatro, umudunu yitiren insanın durağanlaşmasına ve düşünmeden yaşanan hayatın alışkanlığa dönüşmesine sürekli bir karşı çıkıştı..Ama sormak; "gerçek" cevaplar gözönüne alınınca oldukça kırıcıydı insanoğlu için..Kimse gerçekleri görmek istemedi, daha iyisini hayal de edemedi bu durumda..Kimse pisliğin içindeyken, pisliği sorgulayamadı; herkes aynı durumdaydı nasılsa..

“Saçma“ deyip geçmeyin yani... Çok soru sorana kızmayın..Hala umut taşıyana gülmeyin..Sorgulamaktan, sorgulayandan kaçmayın..
Mümkünse tabii..Cesaretiniz varsa..

http://kitap.antoloji.com/kitap.asp?kitap=27132


zynp

Yorumlar

MEHMET dedi ki…
Neden soru işaretlerini İSRAF EDİYORSUNUZ?

ÜÇ NOKTA yan yana kardeş kardeş geçinmek varken...

Uzatmak varken mutlu bir anı, bazen BİR-GÜLLE bazen VİRGÜLLE,

Ya da cömert davranmak
varken. NOKTA koyarken.

Popüler Yayınlar