İçini ezmeden kabuğunu kırabileceksen ne ala..
Yoksa hiç boşuna değişmeye çalışma..
zynp
Pazar, Temmuz 13, 2008
Pazar, Haziran 01, 2008
bir de ölümü denemek istiyorum..
Kelimenin söylendikçe garipsenen bedeni gibi eğreti kaçıyorum bazen hayata..
İrdeledikçe kafama yatar, alışırım diye yaptığım tekrarlar, beni iyice uzak kıyılara gönderiyor. Sesler de uzaklaşıyor, silüetler de..
Ben, suyun üzerinde sağa sola sallanarak, yalpalayarak ama batmadan ilerliyorum. Yuttuğum sular içimde çağlıyor, üzerinde rengarenk kanolar ve küreklerle insanlar. Kimi sular altında kalıyor, kimi kararlı ilerliyor. Kiminin ellerinde balonlar, uçurtmalar. Kimi kitap okuyor, içiyor. Kimi sinirli, üzgün, gergin.. Kiminin sırtı dönük ve bazısının başı yok; belki de yüzüme bakamıyor.
Yuttuğum sular içimde çağlıyor, içim çalkalanıyor, yıkanıyor. Çığlık çığlığa küçük insanlar kanolarda sıkışık oturuyor. Çırpınıyor, kürek çekiyor. İçimin sesi dinmiyor, tufan devam ediyor, yükselen su can kayıplarına neden oluyor. Kalan sağlar benimdir, kaybettiklerim ağırlaşıp mideme oturuyor.. Bedenim sessiz, bedenim ölü gibi, kulağımda çınlayan sadece canlı yayına verilmiş kalp atışı efekti. Yüreğim ağzımda değil, yüreğim zorla çalışan bir saat gibi..
Sesi, bu kanlı karnavalın başlangıç saati..
Sesi, gündoğumu içimde, sesi, günbatımı..
Sesim çıkmıyor belki ama öyle güvenli, öyle inanarak, öyle güçlü sürükleniyorum ki; bir bildiğim var herhalde diye kimse engel olmuyor, herkes alkışlıyor kararlı gidişimi. Kendimden emin şekilde kayboluyorum. Ben kararlar alıyorum, ben kuralları yıkıyorum. Yazıyorum, çiziyorum, yapıyorum, bozuyorum, kendimi başa alıyorum. Kalabalıklardan uzak, kalabalıklardan korkarak, sessizce akıyorum suya karışarak. Azalırken artıyorum, korkularımla yüzleşiyorum. Şükrediyorum dostlarım için.. Ailem için şükrediyorum. Kendimi seviyorum, hatalarımdan ders alarak.
Bir deneme ve yanılma sürecinden ibaret hayat.. Denemekten sakınmak değil de, yenilmekten ders alabilmek önemli olan. Kişisel tarihim zaferlerle dolu değil belki de ama "zafer kazanmak" ancak bir savaştan sonra mümkün olabildiği için, keşkelerim de sınırlı. (savaşamadığı için üzülmemeli insan kısa ömründe) Acılı değil, histerik değil keşkelerim, provoke edilmiş değil, öylesine keşkeler işte.. sıradan.. olması gerektiği gibi. Keşkelerimin sıradanlığı için de üzülecek değilim ya, "neyseki"lerimi valizime alıp yola devam ediyorum. Gülümseyen bir yüzle ileriye bakıyorum, bari bu sefer daha iyi yenilmek temennisiyle.. Ben, düşünce kalkma gücünü kendimde bulabiliyorum, ben üzüntülerimle daha güçlü hale gelebiliyorum, ben yılmıyorum, güzel günlere olan inancımı kaybetmiyorum, güneşli günler bekliyorum..
Derken, sessiz bedenim koca bir dalgayla sarsılıyor. Gözlerimi zorla açıyorum, kurumuş tuzlu sudan kirpiklerim yapışmış, cildim güneşten gergin, dudaklarım çatlamış. Su önce burnumdan, sonra ağzımdan girerek işgal ediyor beni, gözlerim sabit bakarak kayboluyor derinlere doğru.. Elimi kaldırsam, kurtulma şansım olabilir diye geçiyor aklımdan ama ben gözlerimin önünden geçen kısa filme kendimi kaptırıyorum..
Bir de ölümü denemek istiyorum..
zynp
İrdeledikçe kafama yatar, alışırım diye yaptığım tekrarlar, beni iyice uzak kıyılara gönderiyor. Sesler de uzaklaşıyor, silüetler de..
Ben, suyun üzerinde sağa sola sallanarak, yalpalayarak ama batmadan ilerliyorum. Yuttuğum sular içimde çağlıyor, üzerinde rengarenk kanolar ve küreklerle insanlar. Kimi sular altında kalıyor, kimi kararlı ilerliyor. Kiminin ellerinde balonlar, uçurtmalar. Kimi kitap okuyor, içiyor. Kimi sinirli, üzgün, gergin.. Kiminin sırtı dönük ve bazısının başı yok; belki de yüzüme bakamıyor.
Yuttuğum sular içimde çağlıyor, içim çalkalanıyor, yıkanıyor. Çığlık çığlığa küçük insanlar kanolarda sıkışık oturuyor. Çırpınıyor, kürek çekiyor. İçimin sesi dinmiyor, tufan devam ediyor, yükselen su can kayıplarına neden oluyor. Kalan sağlar benimdir, kaybettiklerim ağırlaşıp mideme oturuyor.. Bedenim sessiz, bedenim ölü gibi, kulağımda çınlayan sadece canlı yayına verilmiş kalp atışı efekti. Yüreğim ağzımda değil, yüreğim zorla çalışan bir saat gibi..
Sesi, bu kanlı karnavalın başlangıç saati..
Sesi, gündoğumu içimde, sesi, günbatımı..
Sesim çıkmıyor belki ama öyle güvenli, öyle inanarak, öyle güçlü sürükleniyorum ki; bir bildiğim var herhalde diye kimse engel olmuyor, herkes alkışlıyor kararlı gidişimi. Kendimden emin şekilde kayboluyorum. Ben kararlar alıyorum, ben kuralları yıkıyorum. Yazıyorum, çiziyorum, yapıyorum, bozuyorum, kendimi başa alıyorum. Kalabalıklardan uzak, kalabalıklardan korkarak, sessizce akıyorum suya karışarak. Azalırken artıyorum, korkularımla yüzleşiyorum. Şükrediyorum dostlarım için.. Ailem için şükrediyorum. Kendimi seviyorum, hatalarımdan ders alarak.
Bir deneme ve yanılma sürecinden ibaret hayat.. Denemekten sakınmak değil de, yenilmekten ders alabilmek önemli olan. Kişisel tarihim zaferlerle dolu değil belki de ama "zafer kazanmak" ancak bir savaştan sonra mümkün olabildiği için, keşkelerim de sınırlı. (savaşamadığı için üzülmemeli insan kısa ömründe) Acılı değil, histerik değil keşkelerim, provoke edilmiş değil, öylesine keşkeler işte.. sıradan.. olması gerektiği gibi. Keşkelerimin sıradanlığı için de üzülecek değilim ya, "neyseki"lerimi valizime alıp yola devam ediyorum. Gülümseyen bir yüzle ileriye bakıyorum, bari bu sefer daha iyi yenilmek temennisiyle.. Ben, düşünce kalkma gücünü kendimde bulabiliyorum, ben üzüntülerimle daha güçlü hale gelebiliyorum, ben yılmıyorum, güzel günlere olan inancımı kaybetmiyorum, güneşli günler bekliyorum..
Derken, sessiz bedenim koca bir dalgayla sarsılıyor. Gözlerimi zorla açıyorum, kurumuş tuzlu sudan kirpiklerim yapışmış, cildim güneşten gergin, dudaklarım çatlamış. Su önce burnumdan, sonra ağzımdan girerek işgal ediyor beni, gözlerim sabit bakarak kayboluyor derinlere doğru.. Elimi kaldırsam, kurtulma şansım olabilir diye geçiyor aklımdan ama ben gözlerimin önünden geçen kısa filme kendimi kaptırıyorum..
Bir de ölümü denemek istiyorum..
zynp
Pazartesi, Mayıs 12, 2008
şans işte..
bi' kere kötü başlayınca çorap söküğü gibi geldi arkası
lanet olası; adım gibi eminim
maya çalsam tutmazdı..
zynp
lanet olası; adım gibi eminim
maya çalsam tutmazdı..
zynp
Salı, Şubat 19, 2008
reçete..
umursamazlığım ağrı kesicim benim,
alaycılığım yarabandım..
ilk yardım çantamı hep yanımda taşıyorum.
zynp
alaycılığım yarabandım..
ilk yardım çantamı hep yanımda taşıyorum.
zynp
Pazar, Şubat 17, 2008
berdevam..
kar, bütün pislikleri kapadı yine..
aykırı ya da farklı olan ne varsa;
üstünü örttü, canını aldı, dondurdu..
sevinmeli miyim yağdı diye, bilemiyorum;
eriyecek diye üzülmeli miyim?
Su yolunu bulacak nasılsa,
kalan sağlar bizim olacak..
kar, bütün pislikleri kapadı yine..
üstünde çocuklar koşturdu, gün boyu,
şehrin kesif kokusu;
kan kokusu, kin kokusu, para kokusu yoktu.
kar, bütün pislikleri kapadı yine..
ancak çocukları kandırabildi bu defa,
ben karın altında ne var biliyorum,
ben tüm pislikleri görebiliyorum
ve bazen karın, bir ilüzyon olduğunu düşünüyorum,
umudun peşinde koşsun insanlar diye..
zynp
aykırı ya da farklı olan ne varsa;
üstünü örttü, canını aldı, dondurdu..
sevinmeli miyim yağdı diye, bilemiyorum;
eriyecek diye üzülmeli miyim?
Su yolunu bulacak nasılsa,
kalan sağlar bizim olacak..
kar, bütün pislikleri kapadı yine..
üstünde çocuklar koşturdu, gün boyu,
şehrin kesif kokusu;
kan kokusu, kin kokusu, para kokusu yoktu.
kar, bütün pislikleri kapadı yine..
ancak çocukları kandırabildi bu defa,
ben karın altında ne var biliyorum,
ben tüm pislikleri görebiliyorum
ve bazen karın, bir ilüzyon olduğunu düşünüyorum,
umudun peşinde koşsun insanlar diye..
zynp
Cumartesi, Ocak 19, 2008
kumdan kaleler..
"külhani bir sevinç saran ansızın yüreğimi
yeniden oluşturmak gibi gündüzü ya da geceyi
bir kıvılcım vardı önce, yarım kalmış bir hece
yağmurlu bir kent sonra, yorgun düşen gitgide"
gündelik hayat öğretileri, okuldan fazla ders verdi hepimize, üstelik devamsızlık hakkımız da olmadı hiç.. ders vereceği tuttuysa hayatın, "o derste" olmama şansımız da olmadı. belirtilen saatte, belirtilen yerde olduk hep ve aldık dersimizi.
not tutmak yok, herşey akılda kalacak, hesap makinesi yok, herşey göz kararı ve dozunda olacak.. yenilsen de yensen de fazla abartmak yok duyguları, herşey insana yakışır halde yaşanacak.
hayat okulunda alttan ders almak da yoktu maalesef, bütünleme de, yaz okulu da.. bizse alışmıştık son dakika çalışmalarına, düzensizliğe ve nasılsa kurtarmada geçerim rahatlığına.
ne zaman ki hayata atıldık, o zaman anladık sadece konserlerde el üstünde tutulduğunu sahneden atlayanın, ne zaman çakıldık yere, o zaman anladık yer çekimini ilk defa bu kadar net, o zaman bildik mezun olduğumuzu ve ancak hayat okulunun hazırlık sınıfını bitirdiğimizi bu yaşa dek.
yeniden oluşturmak gibi gündüzü ya da geceyi
bir kıvılcım vardı önce, yarım kalmış bir hece
yağmurlu bir kent sonra, yorgun düşen gitgide"
gündelik hayat öğretileri, okuldan fazla ders verdi hepimize, üstelik devamsızlık hakkımız da olmadı hiç.. ders vereceği tuttuysa hayatın, "o derste" olmama şansımız da olmadı. belirtilen saatte, belirtilen yerde olduk hep ve aldık dersimizi.
not tutmak yok, herşey akılda kalacak, hesap makinesi yok, herşey göz kararı ve dozunda olacak.. yenilsen de yensen de fazla abartmak yok duyguları, herşey insana yakışır halde yaşanacak.
hayat okulunda alttan ders almak da yoktu maalesef, bütünleme de, yaz okulu da.. bizse alışmıştık son dakika çalışmalarına, düzensizliğe ve nasılsa kurtarmada geçerim rahatlığına.
ne zaman ki hayata atıldık, o zaman anladık sadece konserlerde el üstünde tutulduğunu sahneden atlayanın, ne zaman çakıldık yere, o zaman anladık yer çekimini ilk defa bu kadar net, o zaman bildik mezun olduğumuzu ve ancak hayat okulunun hazırlık sınıfını bitirdiğimizi bu yaşa dek.
"ve sanki hiç bir şey yaşanmamış gibi
maskelerini kuşandı insanlar
rüzgara savruldu sesim, yarım kalmış bir şarkıdan
suskunluğu öğrendi insanlar"
maskelerini kuşandı insanlar
rüzgara savruldu sesim, yarım kalmış bir şarkıdan
suskunluğu öğrendi insanlar"
yenildikçe hırslandık, hırslandıkça hata yaptık üst üste.. kaybettikçe istedik, elde ettikçe bıktık hepsinden aynı hızla. üzdük insanları, vurduk, öldürdük, alay ettik, ağlattık, yaraladık.. insanlığımıza yakışmayacak ne varsa yaptık ya da yapanlara ses çıkarmadık, susunca geçer, biter sandık kötü olan ne varsa, bu kadar kötüsü başa gelemezdi, biri dur derdi nasılsa; sorumluluk almadık..
bütün bu aciz kabullenişi nereden öğrenmiş olabileceğimizi düşününce, bir dalganın insafına kalmış kumdan kalelerim geliyo aklıma çocukken büyük hevesle yaptığım.. sadece oyun değildi onlar, basit kaleler değillerdi, anne babalar rahat güneşlensin diye çocukları bağlayan ipler değillerdi.. gizli sığınağımdı onlar benim, sadece bana görünen çocukluk arkadaşım..
" ve belki sen, belki ben, belki biz ve onlar
kumdan kaleler kuran, denize doğru
bakarsın çoğalırız yaşam denen bu oyunda
cemresi oluruz yarınların
aynadan bakan yabancı yüzler örter üstümü
kurşuna dizilmiş bir şehir olur düşlerim
iki gözüm iki yağmur, henüz aşkı tatmamış
oysa sen, belki ben, bir suç ya da bir kusur"
--------------------------
kumdan kale;
kumdan kaleler kuran, denize doğru
bakarsın çoğalırız yaşam denen bu oyunda
cemresi oluruz yarınların
aynadan bakan yabancı yüzler örter üstümü
kurşuna dizilmiş bir şehir olur düşlerim
iki gözüm iki yağmur, henüz aşkı tatmamış
oysa sen, belki ben, bir suç ya da bir kusur"
--------------------------
kumdan kale;
uzun uğraşlar sonucu olmazı başardığın ve tam gururlanarak seyrederken yıkılışına şahit olduğundur.. sonuna kadar senin başarın olduğu halde, sahiplenemediğin, imzanı atamadığın, zamanı geldiğinde orada öylece bırakıp gittiğindir.. herkes ve herşey; deniz de dahil, hırçınlaşmasa, bu kadar yıkıcı olmasa uzun süre bozulmayacak olandır.
kumdan kale çocuk oyuncağı değildir her ne kadar onların vazgeçilmez oyunu olsa da deniz kenarında..
o; anlatabilene, anlayabilene büyük hayat deneyimidir..
kumdan kale, hayallerimdir; kuma yazdığım ve başkalarının insafına bıraktığım..
zynp
Pazar, Ekim 14, 2007
ilk mektup,,
üzerinde '74 yılı basımı, 25 kuruşluk posta pulu olan bir zarfla almışım; bundan 30 sene evvel, babamın yakın arkadaşı tarafından yazılmış olan ilk mektubumu..
"sevgili zeynep,
Bir bayram kartında beraberiz ve böylece satırlarda ve gelecekte sık sık beraber olacağız..
Görüyorsun günler ne çabuk geçiyor..
hoşgeldin zeynep
şimdi yaşama sırası sende
senin yolunu gözlüyor
tüm güzellikler
ve zeynepciğim başka zeynolar da var bu ülkede ve onların da bayramları var; kırmızıları mavileri var.. ama onlar için;
hoşgeldin bebek
yaşama sırası sende
senin yolunu gözlüyor
kuş palazı, boğmaca, kara çiçek, sıtma
zeynebim, yurdumun nadiren şanslı zeyneplerinden birisin.. oysa zeyneplerin çoğunun yazgıları çok başka..
niye mi yazıyorum bunları? ismini çok sevdim (sana bu adı koyanları da kutlarım) işte bunun için..
lafı uzatmadan kutlamak istiyorum bayramını (bu kutsal bayramlardan biri zeynep, oysa insan hayatında daha ne bayramlar var bir bilsen.. büyü bakalım)
ama şimdiden sana muştuluyabilirim; "güzel günler göreceğiz zeyno, güneşli günler"
şimdilik hoşçakal..
Cevabını acele değil yıllar sonra almak umuduyla bekleyeceğim..
anne ve babana selamlar
muhtar kutlu "
--------------------------------------------------------------------------------------------
iyi bayramlar muhtar amca;
acele etme demişsiniz ben de kafamı toplamak istedim 30 sene kadar.. tam da toparlamış değilim ama gene de epey yol aldım diyebilirim..
adımı koyanlara minettarım ben de; daha modernini ya da daha eskisini taşıyamazdım.. içimdeki renklerin tümü var bu isimde; eminim sizin zeynep'inizde de öyle :)
biri söyleseydi doğduğumda güzel günlere olan inancımın bir mektupla sağlamlaştırıldığını, bu dizeler neden okur okumaz aklıma kazındı, neden melodisi beni hep heyecanlandırdı rahat anlamlandırırdım aslında..
bu mektup, aldığım en güzel hediye diyebilirim; adam yerine konulmamın ilk ispatı; bu ailede varlık göstermemin, sadece anne babam için değil arkadaşları için de heyecan vesilesi olmamın ilk ispatı; size çok teşekkür ederim..
daha çok bayramlar var demişsiniz hayatta.. evet varmış :) ama nedense hiçbirinde vakit böyle donmuyor.. böyle anlamsız tatil zamanları yaratılmıyor.. o kadar hızlı geçiyor ki insanın şahsi bayramları; yakalamak mümkün olmuyor çoğu zaman.. hem, yerine de konmuyor, yılda 2 defa tekrarlanmıyor maalesef.. mutluluğu yakaladın mı bırakmamak gerek iyi biliyorum artık..
bayramlarda harçlık veren tarafa geçtiğimden beri - ki epey oldu - zamanın nasıl hızlı aktığını daha iyi biliyorum; pişmanlıklara ya da "keşke"lere o kadar da uzak olunmadığını bir de..
toleransın gerekliliğini, affedebilmenin önemini, kendini var etmenin asıl amaç olması gerektiğini çok iyi biliyorum muhtar amca..
30 sene geçmiş siz bu mektubu yazalı, ben doğalı..
evlilikler eskimiş, hayatlar sonlanmış belki, aşklar bitmiş.. bir tek "umut" var parlayan hala ortada şımarık tavırlarıyla.. umarım onu da kaybetmeyiz.. hayal kırıklıklarımızın temel sebebi olsa da, onsuz aciz kalacağımızı bildiği için bu kadar şımarmakta besbelli.. her çağdan geçti, her olaya tanıklık etti ama hiç eskimedi, hiç solmadı.. en tehlikelisi hayatta ve en sığınılabilir olanı aynı zamanda.. en çok göz boyayanı ve canlar alanı kimi zaman..
ben umut etmeye devam ediyorum muhtar amca.. annem adına, babam adına, kardeşim ve tüm sevdiklerim adına..
babam ilk nazım kitabımı aldığından beri biliyorum bunu; umut ediyorum..
zynp
"sevgili zeynep,
Bir bayram kartında beraberiz ve böylece satırlarda ve gelecekte sık sık beraber olacağız..
Görüyorsun günler ne çabuk geçiyor..
hoşgeldin zeynep
şimdi yaşama sırası sende
senin yolunu gözlüyor
tüm güzellikler
ve zeynepciğim başka zeynolar da var bu ülkede ve onların da bayramları var; kırmızıları mavileri var.. ama onlar için;
hoşgeldin bebek
yaşama sırası sende
senin yolunu gözlüyor
kuş palazı, boğmaca, kara çiçek, sıtma
zeynebim, yurdumun nadiren şanslı zeyneplerinden birisin.. oysa zeyneplerin çoğunun yazgıları çok başka..
niye mi yazıyorum bunları? ismini çok sevdim (sana bu adı koyanları da kutlarım) işte bunun için..
lafı uzatmadan kutlamak istiyorum bayramını (bu kutsal bayramlardan biri zeynep, oysa insan hayatında daha ne bayramlar var bir bilsen.. büyü bakalım)
ama şimdiden sana muştuluyabilirim; "güzel günler göreceğiz zeyno, güneşli günler"
şimdilik hoşçakal..
Cevabını acele değil yıllar sonra almak umuduyla bekleyeceğim..
anne ve babana selamlar
muhtar kutlu "
--------------------------------------------------------------------------------------------
iyi bayramlar muhtar amca;
acele etme demişsiniz ben de kafamı toplamak istedim 30 sene kadar.. tam da toparlamış değilim ama gene de epey yol aldım diyebilirim..
adımı koyanlara minettarım ben de; daha modernini ya da daha eskisini taşıyamazdım.. içimdeki renklerin tümü var bu isimde; eminim sizin zeynep'inizde de öyle :)
biri söyleseydi doğduğumda güzel günlere olan inancımın bir mektupla sağlamlaştırıldığını, bu dizeler neden okur okumaz aklıma kazındı, neden melodisi beni hep heyecanlandırdı rahat anlamlandırırdım aslında..
bu mektup, aldığım en güzel hediye diyebilirim; adam yerine konulmamın ilk ispatı; bu ailede varlık göstermemin, sadece anne babam için değil arkadaşları için de heyecan vesilesi olmamın ilk ispatı; size çok teşekkür ederim..
daha çok bayramlar var demişsiniz hayatta.. evet varmış :) ama nedense hiçbirinde vakit böyle donmuyor.. böyle anlamsız tatil zamanları yaratılmıyor.. o kadar hızlı geçiyor ki insanın şahsi bayramları; yakalamak mümkün olmuyor çoğu zaman.. hem, yerine de konmuyor, yılda 2 defa tekrarlanmıyor maalesef.. mutluluğu yakaladın mı bırakmamak gerek iyi biliyorum artık..
bayramlarda harçlık veren tarafa geçtiğimden beri - ki epey oldu - zamanın nasıl hızlı aktığını daha iyi biliyorum; pişmanlıklara ya da "keşke"lere o kadar da uzak olunmadığını bir de..
toleransın gerekliliğini, affedebilmenin önemini, kendini var etmenin asıl amaç olması gerektiğini çok iyi biliyorum muhtar amca..
30 sene geçmiş siz bu mektubu yazalı, ben doğalı..
evlilikler eskimiş, hayatlar sonlanmış belki, aşklar bitmiş.. bir tek "umut" var parlayan hala ortada şımarık tavırlarıyla.. umarım onu da kaybetmeyiz.. hayal kırıklıklarımızın temel sebebi olsa da, onsuz aciz kalacağımızı bildiği için bu kadar şımarmakta besbelli.. her çağdan geçti, her olaya tanıklık etti ama hiç eskimedi, hiç solmadı.. en tehlikelisi hayatta ve en sığınılabilir olanı aynı zamanda.. en çok göz boyayanı ve canlar alanı kimi zaman..
ben umut etmeye devam ediyorum muhtar amca.. annem adına, babam adına, kardeşim ve tüm sevdiklerim adına..
güneşli günler göreceğiz biliyorum, motorları maviliklere süreceğiz..
güzel günler göreceğiz güneşli günler..
güzel günler göreceğiz güneşli günler..
babam ilk nazım kitabımı aldığından beri biliyorum bunu; umut ediyorum..
zynp
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)