Salı, Ağustos 05, 2008

resim altı yazısı

bir resim altı yazısı gibi;
ne olur ne olmaz endişesiyle ve aceleyle belledim adını
hayat hep beklenmedik yerden soruyor diye..

zynp

Pazar, Temmuz 13, 2008

tavsiyem..

İçini ezmeden kabuğunu kırabileceksen ne ala..
Yoksa hiç boşuna değişmeye çalışma..

zynp

Pazar, Haziran 01, 2008

bir de ölümü denemek istiyorum..

Kelimenin söylendikçe garipsenen bedeni gibi eğreti kaçıyorum bazen hayata..

İrdeledikçe kafama yatar, alışırım diye yaptığım tekrarlar, beni iyice uzak kıyılara gönderiyor. Sesler de uzaklaşıyor, silüetler de..

Ben, suyun üzerinde sağa sola sallanarak, yalpalayarak ama batmadan ilerliyorum. Yuttuğum sular içimde çağlıyor, üzerinde rengarenk kanolar ve küreklerle insanlar. Kimi sular altında kalıyor, kimi kararlı ilerliyor. Kiminin ellerinde balonlar, uçurtmalar. Kimi kitap okuyor, içiyor. Kimi sinirli, üzgün, gergin.. Kiminin sırtı dönük ve bazısının başı yok; belki de yüzüme bakamıyor.
Yuttuğum sular içimde çağlıyor, içim çalkalanıyor, yıkanıyor. Çığlık çığlığa küçük insanlar kanolarda sıkışık oturuyor. Çırpınıyor, kürek çekiyor. İçimin sesi dinmiyor, tufan devam ediyor, yükselen su can kayıplarına neden oluyor. Kalan sağlar benimdir, kaybettiklerim ağırlaşıp mideme oturuyor.. Bedenim sessiz, bedenim ölü gibi, kulağımda çınlayan sadece canlı yayına verilmiş kalp atışı efekti. Yüreğim ağzımda değil, yüreğim zorla çalışan bir saat gibi..
Sesi, bu kanlı karnavalın başlangıç saati..
Sesi, gündoğumu içimde, sesi, günbatımı..

Sesim çıkmıyor belki ama öyle güvenli, öyle inanarak, öyle güçlü sürükleniyorum ki; bir bildiğim var herhalde diye kimse engel olmuyor, herkes alkışlıyor kararlı gidişimi. Kendimden emin şekilde kayboluyorum. Ben kararlar alıyorum, ben kuralları yıkıyorum. Yazıyorum, çiziyorum, yapıyorum, bozuyorum, kendimi başa alıyorum. Kalabalıklardan uzak, kalabalıklardan korkarak, sessizce akıyorum suya karışarak. Azalırken artıyorum, korkularımla yüzleşiyorum. Şükrediyorum dostlarım için.. Ailem için şükrediyorum. Kendimi seviyorum, hatalarımdan ders alarak.

Bir deneme ve yanılma sürecinden ibaret hayat.. Denemekten sakınmak değil de, yenilmekten ders alabilmek önemli olan. Kişisel tarihim zaferlerle dolu değil belki de ama "zafer kazanmak" ancak bir savaştan sonra mümkün olabildiği için, keşkelerim de sınırlı. (savaşamadığı için üzülmemeli insan kısa ömründe) Acılı değil, histerik değil keşkelerim, provoke edilmiş değil, öylesine keşkeler işte.. sıradan.. olması gerektiği gibi. Keşkelerimin sıradanlığı için de üzülecek değilim ya, "neyseki"lerimi valizime alıp yola devam ediyorum. Gülümseyen bir yüzle ileriye bakıyorum, bari bu sefer daha iyi yenilmek temennisiyle.. Ben, düşünce kalkma gücünü kendimde bulabiliyorum, ben üzüntülerimle daha güçlü hale gelebiliyorum, ben yılmıyorum, güzel günlere olan inancımı kaybetmiyorum, güneşli günler bekliyorum..

Derken, sessiz bedenim koca bir dalgayla sarsılıyor. Gözlerimi zorla açıyorum, kurumuş tuzlu sudan kirpiklerim yapışmış, cildim güneşten gergin, dudaklarım çatlamış. Su önce burnumdan, sonra ağzımdan girerek işgal ediyor beni, gözlerim sabit bakarak kayboluyor derinlere doğru.. Elimi kaldırsam, kurtulma şansım olabilir diye geçiyor aklımdan ama ben gözlerimin önünden geçen kısa filme kendimi kaptırıyorum..

Bir de ölümü denemek istiyorum..

zynp

Pazartesi, Mayıs 12, 2008

şans işte..

bi' kere kötü başlayınca çorap söküğü gibi geldi arkası
lanet olası; adım gibi eminim
maya çalsam tutmazdı..

zynp

Salı, Şubat 19, 2008

reçete..

umursamazlığım ağrı kesicim benim,
alaycılığım yarabandım..

ilk yardım çantamı hep yanımda taşıyorum.

zynp

Pazar, Şubat 17, 2008

berdevam..

kar, bütün pislikleri kapadı yine..

aykırı ya da farklı olan ne varsa;
üstünü örttü, canını aldı, dondurdu..
sevinmeli miyim yağdı diye, bilemiyorum;
eriyecek diye üzülmeli miyim?

Su yolunu bulacak nasılsa,
kalan sağlar bizim olacak..

kar, bütün pislikleri kapadı yine..

üstünde çocuklar koşturdu, gün boyu,
şehrin kesif kokusu;
kan kokusu, kin kokusu, para kokusu yoktu.

kar, bütün pislikleri kapadı yine..

ancak çocukları kandırabildi bu defa,
ben karın altında ne var biliyorum,
ben tüm pislikleri görebiliyorum

ve bazen karın, bir ilüzyon olduğunu düşünüyorum,
umudun peşinde koşsun insanlar diye..

zynp

Cumartesi, Ocak 19, 2008

kumdan kaleler..

"külhani bir sevinç saran ansızın yüreğimi
yeniden oluşturmak gibi gündüzü ya da geceyi
bir kıvılcım vardı önce, yarım kalmış bir hece
yağmurlu bir kent sonra, yorgun düşen gitgide"



gündelik hayat öğretileri, okuldan fazla ders verdi hepimize, üstelik devamsızlık hakkımız da olmadı hiç.. ders vereceği tuttuysa hayatın, "o derste" olmama şansımız da olmadı. belirtilen saatte, belirtilen yerde olduk hep ve aldık dersimizi.
not tutmak yok, herşey akılda kalacak, hesap makinesi yok, herşey göz kararı ve dozunda olacak.. yenilsen de yensen de fazla abartmak yok duyguları, herşey insana yakışır halde yaşanacak.

hayat okulunda alttan ders almak da yoktu maalesef, bütünleme de, yaz okulu da.. bizse alışmıştık son dakika çalışmalarına, düzensizliğe ve nasılsa kurtarmada geçerim rahatlığına.
ne zaman ki hayata atıldık, o zaman anladık sadece konserlerde el üstünde tutulduğunu sahneden atlayanın, ne zaman çakıldık yere, o zaman anladık yer çekimini ilk defa bu kadar net, o zaman bildik mezun olduğumuzu ve ancak hayat okulunun hazırlık sınıfını bitirdiğimizi bu yaşa dek.

"ve sanki hiç bir şey yaşanmamış gibi
maskelerini kuşandı insanlar
rüzgara savruldu sesim, yarım kalmış bir şarkıdan
suskunluğu öğrendi insanlar"


yenildikçe hırslandık, hırslandıkça hata yaptık üst üste.. kaybettikçe istedik, elde ettikçe bıktık hepsinden aynı hızla. üzdük insanları, vurduk, öldürdük, alay ettik, ağlattık, yaraladık.. insanlığımıza yakışmayacak ne varsa yaptık ya da yapanlara ses çıkarmadık, susunca geçer, biter sandık kötü olan ne varsa, bu kadar kötüsü başa gelemezdi, biri dur derdi nasılsa; sorumluluk almadık..

bütün bu aciz kabullenişi nereden öğrenmiş olabileceğimizi düşününce, bir dalganın insafına kalmış kumdan kalelerim geliyo aklıma çocukken büyük hevesle yaptığım.. sadece oyun değildi onlar, basit kaleler değillerdi, anne babalar rahat güneşlensin diye çocukları bağlayan ipler değillerdi.. gizli sığınağımdı onlar benim, sadece bana görünen çocukluk arkadaşım..

" ve belki sen, belki ben, belki biz ve onlar
kumdan kaleler kuran, denize doğru
bakarsın çoğalırız yaşam denen bu oyunda
cemresi oluruz yarınların
aynadan bakan yabancı yüzler örter üstümü
kurşuna dizilmiş bir şehir olur düşlerim
iki gözüm iki yağmur, henüz aşkı tatmamış
oysa sen, belki ben, bir suç ya da bir kusur"


--------------------------

kumdan kale;

uzun uğraşlar sonucu olmazı başardığın ve tam gururlanarak seyrederken yıkılışına şahit olduğundur.. sonuna kadar senin başarın olduğu halde, sahiplenemediğin, imzanı atamadığın, zamanı geldiğinde orada öylece bırakıp gittiğindir.. herkes ve herşey; deniz de dahil, hırçınlaşmasa, bu kadar yıkıcı olmasa uzun süre bozulmayacak olandır.

kumdan kale çocuk oyuncağı değildir her ne kadar onların vazgeçilmez oyunu olsa da deniz kenarında..

o; anlatabilene, anlayabilene büyük hayat deneyimidir..

kumdan kale, hayallerimdir; kuma yazdığım ve başkalarının insafına bıraktığım..


zynp