aklınıza bile gelmez.. ummadığınız kadar uzun süre hatta..
hayat gailesi, iş güç; sevgilisi olanların hepsi mutlu mu sanki?.. ne o öyle bik bik sürekli üst üste?
eksikliğini hissetmezsiniz.. arkadaş çevreniz geniştir, hepsi ayrı ayrı şahanedir; aklınıza bile gelmez inanın...
bedensel olarak yorgun olduğunuzda, biraz zayıf buldu mu saldırır, hatırlatır kendini. bir yandan unutup, bir yandan hazırlıklı olmak gerekir hep.
birgün çok yorgunken bedenen, daha fazla ayakta kalabilmek için yaslanacak bir destek ararken, gereğinden 3-5 sn. fazla düşünürseniz (fazla diil 3-5 sn.) ahtapot gibi sarar sizi.
bir anda farkedersiniz; yaslanacak destek yok, şımaracak, sarılıp ağlayacak, naz yapacak biri yok. sizi, olduğunuz gibi tüm iyi ve kötü huylarınızla, o koca kalbiniz ve bazen bıktıran sorularınızla seven biri yok. ne demek istediğinizi söylemeden gözlerinizden anlayan, sizin için yorulabilen; sizi sadece gülüşüyle mutlu edebilen biri yok. kimse yok...
işte o zaman; gemi karaya yanaşır ve iskeleye bağlı eski yıpranmış lastiklere çarpar...
bu çarpışı beklemiyorsanız; bu gemiye yıllardır biniyor ama hep unutuyorsanız ve tutunmadıysanız gene kendinizi hazırlıklı farzederek, istediğiniz kadar dengede durmaya çalışın; önce sarsılır sonra düşersiniz..
zynp
Perşembe, Mayıs 24, 2007
Pazar, Mayıs 20, 2007
leblebi
bir kese kağıdı leblebiye benziyorsun
sıcak, yeni kavrulmuş
müthiş bir kokuyla yanımda duruyorsun
hepsini ben yemek istiyorum avuç avuç
sen başkalarına da ikram edilmek istiyorsun; sevmek paylaşmaktır diyorsun
aklım almıyor seni; yüreğim kaldırmıyor bazen
soğuyunca hele hiç çekilmiyor,
mideme oturuyorsun
zynp
sıcak, yeni kavrulmuş
müthiş bir kokuyla yanımda duruyorsun
hepsini ben yemek istiyorum avuç avuç
sen başkalarına da ikram edilmek istiyorsun; sevmek paylaşmaktır diyorsun
aklım almıyor seni; yüreğim kaldırmıyor bazen
soğuyunca hele hiç çekilmiyor,
mideme oturuyorsun
zynp
Cumartesi, Mayıs 19, 2007
kim?
kimine yakışmıyor duygusallık hiç
yakışmıyor naif olmak; ince bir kalp
kimine yakışmıyor sevmek
bakamıyor, dokunamıyor mümkünatı yok
kimine yakışmıyor gülmek
gözlerinin içi gülmüyor
yakışmıyor kimine hayat
nefesi bedenine az geliyor
kimi, yakışmıyor duygusallığa
kimi, yakışmıyor aşka
kimi, yakışmıyor tebessüme
kimi, hayata
kimi kimsesi olmuyor bazen insanın, bilmiyor ne yakışıyor ne yakışmıyor
deniyor; yanılıyor
kimi, kimsesi olmadığını farketmiyor; kimi, farkediyor ne etsin bilmiyor; kimse yardım etmiyor
kimse kimseden yardım beklemiyor bazen, başının çaresine bakıyor
kişi, kendinden sorumlu sonradan öğreniyor, kimse öğretmiyor
her koyun kendi bacağından asılıyor; asan kim; bilinmiyor
zynp
yakışmıyor naif olmak; ince bir kalp
kimine yakışmıyor sevmek
bakamıyor, dokunamıyor mümkünatı yok
kimine yakışmıyor gülmek
gözlerinin içi gülmüyor
yakışmıyor kimine hayat
nefesi bedenine az geliyor
kimi, yakışmıyor duygusallığa
kimi, yakışmıyor aşka
kimi, yakışmıyor tebessüme
kimi, hayata
kimi kimsesi olmuyor bazen insanın, bilmiyor ne yakışıyor ne yakışmıyor
deniyor; yanılıyor
kimi, kimsesi olmadığını farketmiyor; kimi, farkediyor ne etsin bilmiyor; kimse yardım etmiyor
kimse kimseden yardım beklemiyor bazen, başının çaresine bakıyor
kişi, kendinden sorumlu sonradan öğreniyor, kimse öğretmiyor
her koyun kendi bacağından asılıyor; asan kim; bilinmiyor
zynp
Pazartesi, Mayıs 07, 2007
münferit detay
serin, derin bir uykuydu tüm dileğim; hayatım boyunca yorgun, yılgın hissettiğimde hep bunu diledim.
her yorgun hissettiğimde gözümün önünde beliren o meşhur yatağı tarif edeyim
genelde detayları renkli sevmeme rağmen, hep bembeyaz bir yatak düşledim.
Büyük, bembeyaz ve gölgede bir yatak. Çıt çıkmayan bir odada; mis kokulu, büyük, beyaz bir yatak
ne zaman toplantıda sıkılsam, ne zaman yalnız hissetsem, ne zaman yorgun ya da bunalmış; hep büyük, beyaz, serin, mis kokulu bir yatak düşledim. sığınmak için... uyumak için... toz duman azalınca geri çıkabilmek için...
benim portatif ana rahmim sanırım düşlerimdeki o yatak, sığınağım benim, koruyucu kabuğum...
"içimin ormanı bir yangın yeri
bir uyku bölmezse anılarımı
korkarım çıldırtır bu hayal beni" *
zynp
her yorgun hissettiğimde gözümün önünde beliren o meşhur yatağı tarif edeyim
genelde detayları renkli sevmeme rağmen, hep bembeyaz bir yatak düşledim.
Büyük, bembeyaz ve gölgede bir yatak. Çıt çıkmayan bir odada; mis kokulu, büyük, beyaz bir yatak
ne zaman toplantıda sıkılsam, ne zaman yalnız hissetsem, ne zaman yorgun ya da bunalmış; hep büyük, beyaz, serin, mis kokulu bir yatak düşledim. sığınmak için... uyumak için... toz duman azalınca geri çıkabilmek için...
benim portatif ana rahmim sanırım düşlerimdeki o yatak, sığınağım benim, koruyucu kabuğum...
"içimin ormanı bir yangın yeri
bir uyku bölmezse anılarımı
korkarım çıldırtır bu hayal beni" *
zynp
Pazar, Nisan 15, 2007
gelişine vuruyorum
gelişine vuruyorum hayata
kaleyi iki parmak yukardan yalıyorum. heyecanla ayaklanan tribünleri, biraz mahçup, af dileyerek oturtuyorum yerine; bunu hep yapıyorum.
gelişine vuruyorum hayata
topu auta yolluyorum
golsüz beraberliklere alıştım ben,
moralimi fazla bozmuyorum
“yenilsen de yensen de…” tezahüratlarıyla soyunma odasına dönüp, artık önümdeki diğer maçlara bakıyorum
gelişine vuruyorum hayata
tüm yaşadıklarım, yaşadığımı sandıklarım ve yaşamadan yazdıklarım için; bir dişi kartal olarak son kez üçlü çekiyorum
Çünkü;
"ÇARŞI, HAYAL KIRIKLIĞINA DA KARŞI" biliyorum.
zynp
kaleyi iki parmak yukardan yalıyorum. heyecanla ayaklanan tribünleri, biraz mahçup, af dileyerek oturtuyorum yerine; bunu hep yapıyorum.
gelişine vuruyorum hayata
topu auta yolluyorum
golsüz beraberliklere alıştım ben,
moralimi fazla bozmuyorum
“yenilsen de yensen de…” tezahüratlarıyla soyunma odasına dönüp, artık önümdeki diğer maçlara bakıyorum
gelişine vuruyorum hayata
tüm yaşadıklarım, yaşadığımı sandıklarım ve yaşamadan yazdıklarım için; bir dişi kartal olarak son kez üçlü çekiyorum
Çünkü;
"ÇARŞI, HAYAL KIRIKLIĞINA DA KARŞI" biliyorum.
zynp
uğurlardım
gidicem desen, uğurlardım/
oysa hazırdı burda yatağın
sen yılların alışkanlığıyla soluğu eşikte aldın
/biri arkadan el sallayınca dönmesi kolay olur bazen
birinin arkandan içi yanıyorsa, gitmeler zor olur bazen
biri arkandaysa hep, gitmeye gerek kalmaz bazen
arkana bile bakmadan gidince yazık olur bazen/
yine de gidicem desen, uğurlardım/
gitmek zor olan çünkü
hem de habersiz
hem de tek başına
hem de umarak daha iyisini hayal kırıklıklarının farklı türlüsüne doğru yol almak
gidicem desen, uğurlardım/
gerçi;
kalmayı bilmeyen de vakitli gitmeli haklısın
iyi yaptın; koca adamsın.
zynp
oysa hazırdı burda yatağın
sen yılların alışkanlığıyla soluğu eşikte aldın
/biri arkadan el sallayınca dönmesi kolay olur bazen
birinin arkandan içi yanıyorsa, gitmeler zor olur bazen
biri arkandaysa hep, gitmeye gerek kalmaz bazen
arkana bile bakmadan gidince yazık olur bazen/
yine de gidicem desen, uğurlardım/
gitmek zor olan çünkü
hem de habersiz
hem de tek başına
hem de umarak daha iyisini hayal kırıklıklarının farklı türlüsüne doğru yol almak
gidicem desen, uğurlardım/
kalmayı bilmeyen de vakitli gitmeli haklısın
iyi yaptın; koca adamsın.
zynp
Salı, Nisan 10, 2007
dün gece
çocuktuk…
tanıştığımızda da… tiyatro yapabilmek için dersleri astığımızda da; sınavları kaçırdığımızda da çocuktuk..
yorulmadan günlerce, haftasonu da dahil provalar yapardık, İstanbul Üniversitesi Öğrenci Kültür Merkezinde (ÖKM).. yakınlarda bulunan büfelerden ucuz tavuk döner ya da saray’dan kır pidesiyle açlığı bastırarak..
bi süre hayat sadece bundan ibaretti, zaman donmuş gibi asılıydı havada sanki o 4 sene..
biz o 4 sene;
kavga ettik, aşık olduk, paylaştık, sakındık, muhtaç kaldık, yardımcı olduk, kızdık, küfrettik, sarıldık ama genelde kızgın da olsak, küs de, aşık da olsak çalıştık sahne üzerinde.. sonunda duyulan o alkış, oyundan sonra taksimde içilen soğuk bira için belki de..
11 yıl geçti aradan..
dün gece yine hep beraber otururken, büyümüşüz anladım.. Bir kısmımız evli, bir kısmımız baba olacak yakında, bazısı çoktan anne oldu bile..
dün gece hastanede anladım, büyümüşüz..
11 yıl önce beraber prova aldığımız, şakalaştığımız, bizi çalışmalarda yorduğu için laf ettiğimiz eski bir dostun eşini telkin etmeye çalışırken anladım, büyümüşüz..
Bütün bu sıkıntılı anlar geçecek derken, o artık daha fazla üzülmesin diye ağlamamaya çalışırken, boğazdaki düğümlere rağmen konuşurken anladım, onun titreyen ellerini tutarken..hastaneden zor çıkıp, ağladığımızı kendimize bile itiraf edemezken anladım..
Dün gece, neredeyse her haftasonu yaptığımız gibi toplandık.. ama taksim’de değil bu sefer, bir hastanede.. Ati için..
Sağlamdır o biliyorum, güçlüdür bünyesi.. Az canımızı okumadı çalışmalarda; biliyorum sağlamdır o.. Bunu da yenecek, uyanacak, eskisi gibi eşini yanına alıp Taksim’e içmeye gelecek bizimle..
Hem disiplinlidir o, dakiktir; zamansız iş yapmaz.. İkna eder kendini, kaç senelik avukat, sözü geçer kendine biliyorum..
…
dün gece, Ati’nin eşi, bizi yolcu ederken, “karşıdan karşıya geçerken dikkat edin” dedi..
…
büyümüş olmanıza, evlenmiş olmanıza, iş ya da meslek sahibi olmanıza güvenmeyin; karşıdan karşıya geçerken dikkat edin..
lütfen.. dikkat edin..
zynp
tanıştığımızda da… tiyatro yapabilmek için dersleri astığımızda da; sınavları kaçırdığımızda da çocuktuk..
yorulmadan günlerce, haftasonu da dahil provalar yapardık, İstanbul Üniversitesi Öğrenci Kültür Merkezinde (ÖKM).. yakınlarda bulunan büfelerden ucuz tavuk döner ya da saray’dan kır pidesiyle açlığı bastırarak..
bi süre hayat sadece bundan ibaretti, zaman donmuş gibi asılıydı havada sanki o 4 sene..
biz o 4 sene;
kavga ettik, aşık olduk, paylaştık, sakındık, muhtaç kaldık, yardımcı olduk, kızdık, küfrettik, sarıldık ama genelde kızgın da olsak, küs de, aşık da olsak çalıştık sahne üzerinde.. sonunda duyulan o alkış, oyundan sonra taksimde içilen soğuk bira için belki de..
11 yıl geçti aradan..
dün gece yine hep beraber otururken, büyümüşüz anladım.. Bir kısmımız evli, bir kısmımız baba olacak yakında, bazısı çoktan anne oldu bile..
dün gece hastanede anladım, büyümüşüz..
11 yıl önce beraber prova aldığımız, şakalaştığımız, bizi çalışmalarda yorduğu için laf ettiğimiz eski bir dostun eşini telkin etmeye çalışırken anladım, büyümüşüz..
Bütün bu sıkıntılı anlar geçecek derken, o artık daha fazla üzülmesin diye ağlamamaya çalışırken, boğazdaki düğümlere rağmen konuşurken anladım, onun titreyen ellerini tutarken..hastaneden zor çıkıp, ağladığımızı kendimize bile itiraf edemezken anladım..
Dün gece, neredeyse her haftasonu yaptığımız gibi toplandık.. ama taksim’de değil bu sefer, bir hastanede.. Ati için..
Sağlamdır o biliyorum, güçlüdür bünyesi.. Az canımızı okumadı çalışmalarda; biliyorum sağlamdır o.. Bunu da yenecek, uyanacak, eskisi gibi eşini yanına alıp Taksim’e içmeye gelecek bizimle..
Hem disiplinlidir o, dakiktir; zamansız iş yapmaz.. İkna eder kendini, kaç senelik avukat, sözü geçer kendine biliyorum..
…
dün gece, Ati’nin eşi, bizi yolcu ederken, “karşıdan karşıya geçerken dikkat edin” dedi..
…
büyümüş olmanıza, evlenmiş olmanıza, iş ya da meslek sahibi olmanıza güvenmeyin; karşıdan karşıya geçerken dikkat edin..
lütfen.. dikkat edin..
zynp
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)