Pazartesi, Mayıs 07, 2007

münferit detay

serin, derin bir uykuydu tüm dileğim; hayatım boyunca yorgun, yılgın hissettiğimde hep bunu diledim.

her yorgun hissettiğimde gözümün önünde beliren o meşhur yatağı tarif edeyim

genelde detayları renkli sevmeme rağmen, hep bembeyaz bir yatak düşledim.
Büyük, bembeyaz ve gölgede bir yatak. Çıt çıkmayan bir odada; mis kokulu, büyük, beyaz bir yatak


ne zaman toplantıda sıkılsam, ne zaman yalnız hissetsem, ne zaman yorgun ya da bunalmış; hep büyük, beyaz, serin, mis kokulu bir yatak düşledim. sığınmak için... uyumak için... toz duman azalınca geri çıkabilmek için...

benim portatif ana rahmim sanırım düşlerimdeki o yatak, sığınağım benim, koruyucu kabuğum...

"içimin ormanı bir yangın yeri
bir uyku bölmezse anılarımı
korkarım çıldırtır bu hayal beni" *


zynp

Pazar, Nisan 15, 2007

gelişine vuruyorum

gelişine vuruyorum hayata

kaleyi iki parmak yukardan yalıyorum. heyecanla ayaklanan tribünleri, biraz mahçup, af dileyerek oturtuyorum yerine; bunu hep yapıyorum.

gelişine vuruyorum hayata
topu auta yolluyorum
golsüz beraberliklere alıştım ben,
moralimi fazla bozmuyorum

“yenilsen de yensen de…” tezahüratlarıyla soyunma odasına dönüp, artık önümdeki diğer maçlara bakıyorum

gelişine vuruyorum hayata

tüm yaşadıklarım, yaşadığımı sandıklarım ve yaşamadan yazdıklarım için; bir dişi kartal olarak son kez üçlü çekiyorum

Çünkü;
"ÇARŞI, HAYAL KIRIKLIĞINA DA KARŞI" biliyorum.

zynp

uğurlardım

gidicem desen, uğurlardım/

oysa hazırdı burda yatağın
sen yılların alışkanlığıyla soluğu eşikte aldın

/biri arkadan el sallayınca dönmesi kolay olur bazen
birinin arkandan içi yanıyorsa, gitmeler zor olur bazen
biri arkandaysa hep, gitmeye gerek kalmaz bazen
arkana bile bakmadan gidince yazık olur bazen/

yine de gidicem desen, uğurlardım/

gitmek zor olan çünkü
hem de habersiz
hem de tek başına
hem de umarak daha iyisini hayal kırıklıklarının farklı türlüsüne doğru yol almak

gidicem desen, uğurlardım/

gerçi;
kalmayı bilmeyen de vakitli gitmeli haklısın
iyi yaptın; koca adamsın.

zynp

Salı, Nisan 10, 2007

dün gece

çocuktuk…

tanıştığımızda da… tiyatro yapabilmek için dersleri astığımızda da; sınavları kaçırdığımızda da çocuktuk..
yorulmadan günlerce, haftasonu da dahil provalar yapardık, İstanbul Üniversitesi Öğrenci Kültür Merkezinde (ÖKM).. yakınlarda bulunan büfelerden ucuz tavuk döner ya da saray’dan kır pidesiyle açlığı bastırarak..

bi süre hayat sadece bundan ibaretti, zaman donmuş gibi asılıydı havada sanki o 4 sene..

biz o 4 sene;
kavga ettik, aşık olduk, paylaştık, sakındık, muhtaç kaldık, yardımcı olduk, kızdık, küfrettik, sarıldık ama genelde kızgın da olsak, küs de, aşık da olsak çalıştık sahne üzerinde.. sonunda duyulan o alkış, oyundan sonra taksimde içilen soğuk bira için belki de..


11 yıl geçti aradan..
dün gece yine hep beraber otururken, büyümüşüz anladım.. Bir kısmımız evli, bir kısmımız baba olacak yakında, bazısı çoktan anne oldu bile..

dün gece hastanede anladım, büyümüşüz..
11 yıl önce beraber prova aldığımız, şakalaştığımız, bizi çalışmalarda yorduğu için laf ettiğimiz eski bir dostun eşini telkin etmeye çalışırken anladım, büyümüşüz..
Bütün bu sıkıntılı anlar geçecek derken, o artık daha fazla üzülmesin diye ağlamamaya çalışırken, boğazdaki düğümlere rağmen konuşurken anladım, onun titreyen ellerini tutarken..hastaneden zor çıkıp, ağladığımızı kendimize bile itiraf edemezken anladım..

Dün gece, neredeyse her haftasonu yaptığımız gibi toplandık.. ama taksim’de değil bu sefer, bir hastanede.. Ati için..
Sağlamdır o biliyorum, güçlüdür bünyesi.. Az canımızı okumadı çalışmalarda; biliyorum sağlamdır o.. Bunu da yenecek, uyanacak, eskisi gibi eşini yanına alıp Taksim’e içmeye gelecek bizimle..
Hem disiplinlidir o, dakiktir; zamansız iş yapmaz.. İkna eder kendini, kaç senelik avukat, sözü geçer kendine biliyorum..



dün gece, Ati’nin eşi, bizi yolcu ederken, “karşıdan karşıya geçerken dikkat edin” dedi..



büyümüş olmanıza, evlenmiş olmanıza, iş ya da meslek sahibi olmanıza güvenmeyin; karşıdan karşıya geçerken dikkat edin..

lütfen.. dikkat edin..

zynp

Salı, Mart 27, 2007

umut ışıklı bir levha

mart ayına bir şükran borcum var

yüzümdeki gülümseme için

dünü yok, yarını yok; sadece şimdisi olan bu gülümseme için
geçmişi ve geleceği olmayan herşey gibi heyecan verici ama en az o kadar tehlikeli bu gülümseme için mart ayına bir şükran borcum var. düşlü geçmiş zamanlarımı süpürdüğü için, geçtiği için.

zaman yaraları sardığından değil, hafızamızı yaladığından; biz umut dolu iflah olmaz salaklar gibi deneyip yanılmaya devam ediyoruz.
Ne demiş yazar* "hep denedin. hep yenildin.. olsun. gene dene, gene yenil.. bu sefer, daha iyi yenil"

söz sana mart; bu sefer daha iyi yenilicem; n'olursa olsun.

kazanmak mümkün değil çünkü bilinmezlikte. karanlıkta el yordamıyla tutunmaya çalışmak kolay değil. beklenti pis iş, ağır iş, çekilir dert değil.
umut, ışıklı bir levha; tek ampulü sönse anlamı kalmıyor maalesef. yedeğini bulundurmak her zaman mümkün olmuyor.

kimseye değil ama sana söz; mart..
söz sana..
söz..

söz,
uçacak nasılsa..
yazı kalacak burada..
o da kimin umurunda..
.
.
.
benim değil..
:)

zynp

Cumartesi, Şubat 24, 2007

yeni bir hayat arıyorum

hayatın içinden hızlı trenle geçiyorum

kenardaki insanları,
evleri,
ağaçları,
hayatları
birbirine karışmış flu halde görüyorum

netlik yok,
incelik yok,
anlayış yok,
algı yok

ben, büyümeyi bitirdim artık;
yaşlanıyorum
yalnızlığı bitirdim;
üşüyorum
ben aşkı bitirdim artık, güveni bitirdim

yeni bir hayat arıyorum


zynp

Perşembe, Şubat 15, 2007

incecikti

incecikti
sanki buzdan yapılmıştı
soğukluğu değil şeffaflığıydı benzeyen

kırmak iş değildi
kırmamaktı marifet
incecikti
sanki buzdan yapılmıştı

kalbim
incecikti
kırmamaktaydı marifet

zynp